Doğru Bilinen Yanlışlar
Bir yapının güvenliği, konforu ve uzun ömürlü olması çoğu zaman gözle görünen özelliklerinden daha fazlasına bağlıdır. Binanın yeni görünmesi, kalın duvarlara sahip olması veya kapsamlı bir tadilat geçirmesi, tek başına yapının teknik açıdan doğru olduğu anlamına gelmez.
Özellikle deprem riski, kentsel dönüşüm, eski yapıların yenilenmesi ve enerji maliyetlerinin gündemde olduğu bugünlerde yapıların değerlendirilmesinde kulaktan dolma bilgilerin yerine teknik verilerin konulması gerekiyor. Çünkü bazı yaygın kabuller yalnızca eksik bilgi vermekle kalmıyor; yanlış bir tadilat kararına, gereksiz bir harcamaya veya gerçek yapısal risklerin gözden kaçmasına da neden olabiliyor.
Binanın yaşı tek başına güvenlik ölçütü değildir
“Eski bina güvensizdir, yeni bina güvenlidir” yaklaşımı, yapı değerlendirmesindeki en yaygın kabullerden biri. Oysa bir binanın deprem performansı yalnızca yapım yılı üzerinden belirlenemez.
Binanın hangi yönetmeliğe göre tasarlandığı, taşıyıcı sisteminin özellikleri, kullanılan malzemelerin durumu, zemin koşulları, yapım kalitesi, sonradan yapılan müdahaleler ve mevcut hasarlar birlikte değerlendirilmelidir. Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği, yapıların tasarımında deprem tehlikesi ile birlikte zemin ve yapı özelliklerinin dikkate alınmasını öngörüyor. Bu nedenle özellikle eski bir yapıda karar verirken yalnızca “kaç yıllık?” sorusuna odaklanmak yerine, yapının teknik olarak incelenmesi gerekir. Aynı şekilde yeni yapılmış bir binanın da yalnızca yeni olması nedeniyle otomatik olarak güvenli kabul edilmesi doğru değildir.
Kolon ve kirişlere yapılan her müdahale basit bir tadilat değildir
Bir dairenin planını değiştirmek, kapı açmak, duvar kaldırmak veya ticari bir alanı yeniden düzenlemek estetik bir tadilat gibi görülebilir. Ancak müdahale taşıyıcı sisteme yaklaşıyorsa konu artık yalnızca dekorasyon değildir.
Kolon, kiriş, perde ve döşemeler yapının yükleri taşıyan ve aktaran temel elemanlarıdır. AFAD kaynaklarında da taşıyıcı sistemin kolon, kiriş, perde ve temel gibi elemanlardan oluştuğu; bu elemanların yapının yük aktarımındaki temel unsurlar olduğu belirtiliyor.
Bu nedenle “Burada kolon yok, sadece biraz beton kırılacak” veya “Duvarı kaldırınca bir şey olmaz” şeklindeki yaklaşımlar teknik değerlendirme yerine geçmez. Özellikle taşıyıcı elemanlara temas eden uygulamalarda işlem öncesinde mevcut proje ve taşıyıcı sistemin incelenmesi gerekir.
Çatlakların hepsi aynı anlama gelmez
Duvar veya sıvada görülen her çatlağın yapısal bir problem olduğu söylenemez. Bunun tersine, her çatlağı yalnızca boya veya sıva problemi olarak görmek de doğru değildir. Çatlağın bulunduğu yer, yönü, genişliği, derinliği, devam edip etmediği ve taşıyıcı elemanlarla ilişkisi önemlidir. AFAD, yapısal hasarı taşıyıcı sistem elemanlarında meydana gelen çatlak, kırılma ve benzeri hasarlar olarak; yapısal olmayan hasarı ise bölme duvar, cephe, tesisat ve benzeri elemanlarda oluşan hasarlar olarak birbirinden ayırıyor.
Dolayısıyla çatlağı yalnızca görüntüsüne bakarak sınıflandırmak yerine, gerekli durumlarda uzman incelemesi yapılmalıdır. Özellikle kolon, kiriş veya perde üzerinde görülen belirgin hasarlar göz ardı edilmemelidir.
Kalın duvar, sağlam bina anlamına gelmez
Duvarların kalın olması, yapının deprem güvenliğini tek başına göstermez. Deprem performansında taşıyıcı sistemin tasarımı, kolon-kiriş-perde düzeni, birleşim detayları, malzeme özellikleri ve zemin koşulları birlikte değerlendirilir.
Bu nedenle “duvarlar çok kalın” veya “bina çok ağır” gibi gözlemler, teknik incelemenin yerine geçmez.
Mantolama yapmak binayı depreme dayanıklı hale getirmez
Isı yalıtımı ile deprem güvenliği birbirinden farklı konulardır. Mantolama, binanın ısı kayıplarını azaltarak enerji verimliliğine katkı sağlar; ancak taşıyıcı sistemin deprem performansını tek başına artırmaz.
Benzer şekilde Enerji Kimlik Belgesi, binanın enerji performansı hakkında bilgi verir; deprem güvenliğini gösteren bir belge değildir.
Su yalıtımı sadece bodrum kat için yapılmaz
Su yalıtımı; temel ve bodrumların yanı sıra çatı, teras, balkon, ıslak hacim ve cephelerde de önem taşır. Yapıya giren su, zamanla malzemelerde bozulmaya ve kullanım sorunlarına neden olabilir.
Bu nedenle su problemlerinde yalnızca görünen bölgeyi onarmak yerine, suyun kaynağının ve yalıtım detayının doğru belirlenmesi gerekir.
Doğru yapı, sadece beton ve demirden ibaret değildir
Bir yapının kalitesi yalnızca beton ve donatı miktarıyla belirlenmez. Zemin, temel, taşıyıcı sistem, yalıtım, tesisatlar ve uygulama kalitesi bir bütün olarak değerlendirilmelidir.
Asıl önemli olan, bu unsurların doğru projelendirilmesi ve birbirleriyle uyumlu şekilde uygulanmasıdır.
Bilgi : Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği 2018 yılında yayımlanmış ve 1 Ocak 2019'da yürürlüğe girmiştir. Ancak bir binanın güvenliği yalnızca yapım yılına bakılarak belirlenemez; mevcut yapının teknik özelliklerinin ve taşıyıcı sisteminin değerlendirilmesi gerekir.
Yapılarda karar vermenin doğru yolu teknik veriden geçiyor
Bina yaşı, dış görünüş, çatlaklar veya yapılan tadilatlar yapının tamamı hakkında tek başına yeterli bilgi vermez. Doğru değerlendirme; mevcut durum, taşıyıcı sistem, zemin koşulları ve teknik belgelerin birlikte incelenmesiyle yapılır.
Yapılar hakkında doğru karar vermenin ilk adımı, görünene değil teknik verilere bakmaktır.



